Kelliğe karşı 8 çare, Kelliğe çare, kellik hakkında, kellik çözümü

Bu haber milyonları ilgilendiriyor
Belli bir yaştan sonra saç dökülmesi erkeklerin problemi haline geliyor. Kozmetik sektörü de sorunlu ‘kafa’lara çeşitli çözümler sunuyor. Zaman zaman kellikle ilgili övgülerle karşılaşsak da kellik erkeklerin katlanamadığı bir durumdur. Saçların çok erken dökülmesi insan psikolojisini etkileyebiliyor.
Askmen.com isimli internet sitesinde yer alan habere göre, erkeklerin üçte ikisinde 35 yaş civarında saçlarında seyrelme görülüyor.
Bugünün kozmetik dünyası saç seyrelmesine ve dökülmesine karşı sayısız çözüm sunuyor. Erkekler de bunlardan kendi ‘kafasına göre’ olanı seçip kullanabilir.
Temel çareler
Bu yöntemler, saçlarınızın seyrekleşen bölümlerini gizlemek için kullanılan düşük maliyetli taktiklerden oluşuyor.
1. Zeki ve stratejik saç kesimi: En kolay çözüm, kalan saçlarınızla neler yapabileceğinizi bilmektir. Size yakışacak, usta bir saç kesimi için kuaförden yardım isteyebilirsiniz. Daha uzun perçemler alnınızdaki saç hizanızı gizleyebilir ve daha uzun saç kesimi saçlarınızın daha çok görünmesini sağlar.
2. Saç tellerini kalınlaştıran şampuanlar: Her yerde mağazalarda satılan saç tellerini kalınlaştırıcı şampuanların en iyisini saç bakım salonlarında bulabilirsiniz. Hacmi artırmak için doğal özler ve kimyasallar kullanan bu şampuanlar, saç tellerini dolgunlaştırıyor ve folikülleri güçlendiriyor.
3. Saç boyası ve kapatıcılar: Organik keratin liflerinden meydana gelen Toppik, kendi saçınızla birbirine dolanıyor, böylece saçınızı daha kalın ve gür gösteriyor. Ancak, bu ürünlerin maliyetinin biraz yüksek olduğunu unutmayın.
İlaç seçenekleri
Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) tarafından onaylanan 2 kellik ilacı bulunuyor:
Rogaine ve Propecia. Saç kaybını önleyerek ve yeni saç oluşumunu sağlamaya çalışan bu ilaçlar, doktorun önerisiyle kullanılmalı.
4. Rogaine: FDA onayını 1988 yılında alan Rogaine’nin herkes tarafından tanınan ismi Minoxidil’dir. Kan damarlarının çapını genişleten ürün, doğrudan kafa derisine uygulanıyor.
Çekilmiş saç foliküllerini canlandırıyor, daha kalın görünen saçlar ve yeni saç oluşumu sağlıyor. Ancak, bu ilaç bir mucize değil. Bu ilaç, büyük bir para ve zaman kaybıdır. Ayrıca, ilaç düşük kan basıncı, görme kaybı, anormal kalp atışı, göğüs ağrısı gibi ciddi sağlık problemlerine yol açabiliyor. Bazı erkeklerde, iyi sonuçlar veren ilaç hepsi için işe yaramıyor.
5. Propecia: Finasteride olarak bilinen ilaç, FDA onayını Rogaine’den 10 yıl sonra aldı. 5-alfa reduktase adlı enzim, erkeklik hormonu testosteronu, dehidrotestosteron (DHT) adı verilen bir başka erkeklik hormonuna çeviriyor.
Genetik yatkınlığı olan kişilerde saç dökülmesine sebep olduğuna inanılan DHT, saç folikülünü küçülterek sağlıklı saç uzamasını engelliyor. Propecia ise, 5-alfa reduktase enzimini bloke ederek kandaki DHT oranlarını düşürüyor. Bu da saçın uzama evresini yeniden normale çevirerek, saç dökülmesini durduruyor. Günde 1 tabletten fazla alınmaması önerilen ilaç, ciddi yan etkileri bakımından pek tercih edilmiyor.
Cerrahi prosedürler
Kellikle mücadele edenlerin en ciddi çözüm yolu, cerrahi yöntemlerdir.
6. Saç ektirme: Saç ektirme daha fazla etkilidir ve daha az göze çarpar. Bugünün prosedürleri daha acısız ve daha ucuzdur, daha az iz bırakır. Tamamlanması için birkaç seans gerektiren yöntem, geçiş dönemi anlamına gelir. Kafatasının saç gelişen bölgelerinden alınan küçük foliküler parçalar problemli bölgeye aşılanır. Bu nedenle nakil bitene kadar, küçük yamalar gözle görülüyor.
7. Flap yöntemi: 3 aşama halinde yürütülen yöntem, saçların çıktığı kafa derisinden alınan parçanın kel olan bölgeye cerrahi olarak dikilmesine dayanıyor. İlk iki aşama kolay görünse de, üçüncüsü derinin A noktasından B noktasına taşınmasını gerektiriyor. İşlem bitince, daha önce saç olmayan bölgede doğal olarak uzayan saçlara sahip oluyorsunuz. Bu yöntem uygun şekilde gerçekleştirildiğinde çok etkili.
8. Saç derisini azaltma: Saç derisinin kel olan bölgeleri kaldırılıyor ve saçlı doku bu bölgeler üzerine doğru çekilip uzatılıyor. Deri azaltma her zaman olmasa da genellikle flap yöntemiyle birlikte gerçekleştiriliyor. Yöntem uygun olarak yapılmazsa, kalıcı uzatma izleri görünebiliyor.
Sağlıklı tokluk için Öneriler
Gün boyunca yediklerinize dikkat ederek kilo vermeye ya da aynı kiloda kalmaya çalışsanız da, devamlı kilo mu alıyorsunuz?
Siz vücudunuzu yeterince tanımıyor musunuz yoksa?
Gözünüz pastanın ikinci diliminde ama almamaya karar verdiniz, çünkü kilonuza dikkat ediyorsunuz. Fakat arkadaşınız üçüncü dilimini yiyor. Nasıl istediği her şeyi yiyip de ince kalabiliyor? Kendi kendinize ‘metabolizması benimkinden hızlı olmalı’ diye düşünüyorsunuz.
Fakat Jill Fullerton-Smith, ince kişilerin metabolizmasının aslında şişmanlarınkinden daha yavaş olduğunuz söylüyor: “İnce insanların daha hızlı değil, daha yavaş metabolizmaları vardır. Nasıl büyük bir araba küçük bir arabaya göre daha fazla benzin yakarsa, iri bir beden de küçük bir bedene göre daha fazla yakıt yakar. Her gün kullandığınız yakıtın miktarı, yani kaloriler, sizin metabolik hızınızdır. İnce arkadaşınızın metabolizması sizinkinden yavaştır ve yediklerini size göre daha yavaş yakar.
Aşırı kiloluysanız ve fazla kiloları vermek istiyorsanız, metabolizmanızın nasıl çalıştığını anlamanız önemlidir. Sürekli yaktığınızdan daha fazla kalori alıyorsanız, kilo alırsınız. Bu bu kadar basittir. Harcamadığınız her 7 bin 700 kalori için bir kilogram beden yağınız olur. Ekstra her 3 bin 500 kalori için de 453 gram. Ve kilo aldığınızda metabolizma hızınız artar, sonunda aldığınız enerji ile yaktığınız enerji tekrar dengelenir.”

1 SAATTE HARCANAN KALORİ
Saatte harcadığınız kalori büyük oranda ne yaptığınıza bağlıdır. Aşağıdaki rakamlar 70 kilo ağırlığında kırk yaşındaki bir kadın için geçerlidir:
- Bir saat sakin oturmak: 90 kalori
- Bir saat yürümek: 280 kalori
- Bir saat jogging: 750 kalori
AÇKEN iÇiLEN SU iŞE YARAMAZ
Lif, tok tutucu bir gıda tipidir. Lif oranı yüksek beslenme daha uzun süre tok kalmanıza yardım edecek, toplamda daha az kalori almanızı sağlayacaktır. Sağlığınız için de yararlıdır. Lif, tahıl, bakliyat, meyve, çiğ ve az pişmiş sebzeler gibi, bitkisel gıdalarda bulunur. Lif, çok az kalori verir, ama şişirir. Mideniz boş olduğunda bol miktarda ghrelin üretir, bu da beyindeki ‘yeme isteği düğmesi’ne basmasına neden olur. Yemek yedikten sonra mide duvarınız gerilir ve ghrelin (açlık hormonu) üretimi durur. Lif, bir sünger gibi davranır, mideden geçerken suyu tutar ve emer. Bol su içeren yiyecekler tokluk hissini artırabilir. Yemekten önce içeceğiniz bir bardak suyun faydası olmaz, çünkü mide sıvıların geçip gitmesine izin verir. Düşük kalorili çorbalar karnınızı doyurmanın başka bir yoludur. Su gıdayla karışık olmalı ki, mideden geçip gitmesin.
Açlığı geciktirmenin bir başka anahtarı da proteindir. Proteinden yana zengin gıdalar genelde yağlı ya da karbonhidrat oranı yüksek gıdalara göre, daha doyurucudur. Protein yüklü gıdalar arasında yağsız et, balık, baklagiller, tofu ve kabuklu yemişler bulunur.
Kalsiyum etkisi
Genellikle insanlar kalori kısıtlamalı bir rejime başladıklarında, vazgeçilen ilk şeylerden biridir peynir. Süt ürünlerinin genel olarak yağ oranı yüksek olma ünü vardır. Fakat araştırmacılar, 1980′lerde beslenme ile kan basıncı arasındaki ilişkiyi incelerken kalsiyumun kilo verdirici etkisini rastlantı eseri gördüler. Bu etki tartışılıyor ama onlarca araştırma bunun gerçek, en azından aşırı kilolu olanlar için gerçek olduğuna dair kanıtlara kanıt ekliyor.
O halde, ara sıra mideye bir parça güzel peynir indirmek düşündüğünüz kadar kötü değil. Az yağlı olanları seçerseniz, yoğurt, peynir ve sütü düzenli olarak hayatınıza tekrar katabilirsiniz. Muhtemelen bunlar olmadan verdiğinizden daha fazla kilo vereceksiniz. Toplam kalori alımınız aynı olsun ama daha fazla süt ürünü tüketin, böylece kilo verebilirsiniz.
Bunun için;
- Bir litresinde 700 mg kalsiyum içeren, az yağlı süt veya yoğurdu, kahvaltı gevreklerinin üzerine dökün.
- Soğuk milkshake ve sıcak sütlü çikolata için.
- Sütlaç ve sütlü irmik tatlısı gibi, sütlü tatlıları yeniden keşfedin.
- Doğranmış taze yaz meyveleriyle yiyin.
- En sevdiğiniz meyveyle karıştırarak içecek hazırlayın.
- Salatalar için yoğurtlu sos ya da atıştırmalık sebze dilimleri için batırma sosu hazırlayın.
- Doğal olarak az kalori içeren lor peyniriyle salata yapın.
TOKLUK iÇiN 15 ÖNERi
1- İştahınızı dizginleyin, daha az yersiniz. Düşük enerji yoğunluklu yiyecekler daha az kaloriyle iştahınızı bastıracaktır.
2- Su içeriğinin yüksek olmasına bakın: çorbalar, sebzeler, meyveler
3- Az yağlı seçenekleri tercih edin, çünkü kalorilerin çoğu yağlardan gelir.
4- Lif oranı yüksek yiyecekler seçin: tam gıdalar, meyve ve sebzeler. Bu tür yiyecek- ler midenizde şişer, tokluk hissetmenizi sağlar.
5- Protein yönünden zengin gıdalar, yağsız et, balık ve yemişler, uzun süre sizi tok tutar.
6- Yanınızda atıştırmalık krik krak ya da çikolata yerine ufak bir poşet badem taşıyın.
7- Kahvaltıda bol yemiş içeren üzerine yoğurt gezdirilmiş müsli deneyin.
8- Beyaz ekmeğin yerine tam undan yapılma ekmeği geçirin.
9- Beyaz makarna yerine tam undan yapılmış makarna kullanmaya gayret edin.
10- Akşam yemeğinde tabağınızdaki sebzelerin porsiyon büyüklüğünü artırın.
11- Sandviçinize, peynir, salam gibi kalori bombaları yerine salata doldurun.
12- Ara öğünlerde en sevdiğiniz meyveyi seçin ya da sebze çubuklarını deneyin.
13- Çorba ve tencere yemeklerinize fazladan sebze ekleyin.
14- Yemeğinizin yanına salata isteyin. Salata sizi şişirir ve doygunluk hissi verir.
15- Başlangıç olarak az kalorili sebze çorbası için. Bu sizi tıkayacaktır.
ÇORBA TOK TUTAR
Diyet yapan pek çok kişi yemekten önce bir bardak su içmenin iştahı azaltmaya yardımcı olduğunu ve daha az yeme misyonlarına yardım ettiğini söyler. Jill Fullerton-Smith, ‘Gıdalar Hakkındaki Gerçekler’ kitabında, bu düşünceyi teste tabii tutarak, şaşırtıcı sonuçlar aldıklarını anlatıyor:
“Deneyimiz için Londra’daki işlek bir pastanesinde yirmi gönüllü ile çalıştık. Öğle yemeği yüksek ısıda ızgara edilmiş tavuk, sebze ve mantardan oluşuyordu ve yanında bir küçük şişe de su vardı. İlk versiyonunda tüm katı yiyecekler bir tabakta sunuldu ve su da yemeye başlanmadan önce içildi. İkici versiyonunda tüm malzemeler suyla karıştırılarak çorba yapıldı. Suyun tek başına hiç besin ögesi içermediği için mideden geçip gittiğini biliyorduk. Ancak çorbanın içinde su yiyecekle karışık haldedir ve uzun süre midede tutulur. O halde çorba şeklindeki yemek midede daha fazla alan kaplayacaktır.
Yemekleri yedikten sonra gönüllülerimiz üç saat boyunca her 45 dakikada bir bize ‘kendilerini ne kadar tok hissettiklerini ve yeniden yemek yiyebileceklerini hissedene kadar ne kadar süre geçeceğine’ ilişkin fikir veren bir soru form doldurdu. Bedenin içinde neler olup bittiğini görmek için de üniversite araştırmacıları gönüllülerimizden üçünden bir dizi MR (manyetik rezonans görüntüleme) aldı. Alınan görüntüler çorba haline getirilmeyen yemeğin midede daha az yer aldığını gösterdi.
Bebeklerin Gelişim Süreçleri
Çocuklarda geç konuşma ya da konuşmama
Çocuğunuzun konuşması yaşıtları gibi değilse altında bir problem olabilir. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Elçin Tadıhan Özkan, çocukların konuşma ve dil gelişimi hakkında bilgilerini paylaştı.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Elçin Tadıhan Özkan, çocuğun doğumundan itibaren konuşmasının belli bir seyir izlediğini belirterek “Eğer çocuk 3 yaşındayken konuştuklarının yüzde 50’si anlaşılmıyorsa uzmana başvurulmalıdır” diyor.
Çocuklarda dil gelişimi nasıl bir süreç izler?
Çocuklar çevrelerindeki sesleri, konuşmaları dinleyerek dili ve konuşmayı öğrenirler. Doğumdaki ilk ağlama konuşmanın başlangıcı olarak kabul edilebilir. Ağlama, konuşmayı edininceye dek onun can simididir. Acıktığını, uykusunun geldiğini, altının ıslandığını, yorulduğunu söylemek için bu sesi kullanır. Zamanla ağlama dışında başka sesler de çıkarabildiğini keşfeder, seslerle oynamaya başlar. Bebekler, seslere karşı çok duyarlıdırlar. Aslında çok çeşitli sesler çıkarabilme yetisiyle doğan bebekler, giderek sadece çevrelerinde kullanılan sesleri taklit etmeye başlar, yetişkinlerin tepkisiz kaldığı diğer sesleri kullanmazlar. Seslerden hecelere, sözcüklere ve cümle yapılarına doğru hızlı bir gelişme olur.
Çocuğun dil gelişiminde bir gecikme olup olmadığının göstergesi nedir?
Genellikle dil gelişiminde tüm çocuklar belli bir sıra izlerler. Ancak bireysel farklılıklardan ötürü bazı çocuklar bu süreci tamamlamada yaşıtlarından geri kalabilirler. Bazen dil gelişimindeki gecikme, işitme engeli, otizm, zeka geriliği, serebral palsi gibi pek çok nedenden kaynaklanabilir. Çocuk, dil edinim sürecinde belli becerilerini gerçekleştirmesi gereken dönemlerde gerçekleştirmemişse mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.
Uzman olarak bu durumda hangi teşhis yöntemlerini uyguluyorsunuz?
Dil ve konuşma becerileri gecikmiş olan çocukların öncelikle bir “odyolojik” muayeneden geçirilmeleri en doğrusudur. Bazen anne babalar çocuklarındaki orta derecedeki işitme kayıplarını fark edemezler. Eğer dil gelişiminin yanı sıra, oturma, emekleme, yürüme gibi becerilerinde de gecikme varsa, sık sık dengesini kaybedip düşüyorsa, göz teması kurmuyor ve dokunulmaya tepki gösteriyorsa bir “çocuk nöroloğu” ile görüşülmelidir. İşitme ve nörolojik muayenesinde çocukta herhangi bir problem belirlenmemişse, konuşması hakkında endişe duyulan çocuklar mutlaka bir “uzman dil ve konuşma terapisti” tarafından değerlendirilmelidir. “Büyüdükçe düzelir”, “Babası da geç konuşmuştu”, “Yuvaya/okula başlayınca düzelir” gibi genellemelerle hareket edilmemelidir.
Konuşma terapisti çocuğun alıcı ve ifade edici dil becerilerini değerlendirir ve ne yapılması gerektiği konusunda aileyi bilinçlendirir, ya aile destek programı uygulanır ya da çocuk ile terapiye başlanır. Erken teşhis ve müdahale çok önemlidir.
Anne babalara hangi önerilerde bulunursunuz?
Çocuğun sosyal çevresi, ona sağlanan sözel uyaranların niteliği ve miktarı, özellikle de annenin çocukla olan iletişimi, dil edinim sürecini önemli ölçüde etkiler. Araştırmalara göre bakım evlerinde büyüyen, sık sık bakıcı değiştiren, çok kalabalık ev ortamında büyüyen çocukların dil gelişimi daya yavaş, kendisiyle konuşulan, kitap okunan, farklı sosyal ortamlarda büyüyen çocukların ise daha hızlı olduğu belirtiliyor.
Anneler bebeklerini emzirirken onunla göz teması kurmaya ve konuşmaya özen göstermelidir. Bebekleriyle konuşan anneler, bebeğin bir süre sonra çeşitli sesler çıkararak karşılık verdiklerini gözlemlemiştir. Bu bebeğin dil ediniminde önemli bir tepkidir.
Yedirme, giydirme, altını değiştirme vb. günlük aktivitelerde, o anda yapmakta olunan aktivite hakkında konuşmak çocuğun sözcük dağarcığını arttırmak için kullanılabilecek en doğal yöntemdir.
Ebeveynler çocuklarıyla konuşurken basit sözcükler ve kısa cümlelerle konuşmaya dikkat etmelidir. Çocuklar söyleyemedikleri bazı sözcükler için kendileri yeni sözcükler uydurabilir. Bu gibi durumlarda çocuğun uydurduğu sözcüğü ebeveynin tekrar etmemesi, asıl sözcüğü söyleyerek çocuğa doğru model olması önemlidir. Örneğin, iki yaşında bir çocuk “araba” yerine “düt” diyorsa “evet düt diye ses çıkarıyor, o bir araba” diyerek model olunmalıdır. Ancak çocuk, doğru sözcüğü söylemesi için zorlanmamalı ya da söyledikleri anlamamazlıktan gelinmemelidir. Bazı çocuklar her duyduğunu tekrarlamaya çalışır, bazıları ise ebeveynin ısrarlı çabalarına karşı kayıtsız görünebilirler.
Ebeveynler, çocukları onlara tepki vermese dahi iletişimi kesmemeli, farklı yollarla çocuklarıyla iletişimi sürdürmelidir. Asla “beni dinlemiyor, çok ilgisiz, anlamıyor” gibi yorumlarda bulunup çocukla iletişimi azaltmamalıdırlar. Bazı çocuklar, belli bir süre sonra ebeveynlerini taklit etmeye başlarlar. Çocukla iletişim kurmak için çocuk şarkılarından, kuklalardan, oyuncaklardan vb etkinliklerden yararlanılabilir. Ebeveynlerin dikkat etmesi geren bir diğer şey, çocuğa kendini ifade etmesi için fırsat tanımaktır. Çocuğun jest ve mimiklerini, kendi uydurduğu kelimelerini ya da ağlama davranışını yorumlayarak onu anlamaya çalışmak yerine, ne anlatmak istediğini sözcüklerle ifade etmesi yönünde model olmak gerekir. Eğer çocuk ağlayarak ya da işaretler aracılığıyla isteklerini elde edebiliyorsa, bu yöntemi iletişim aracı olarak kullanmaya devam edecektir. Bu davranışları ebeveynleri tarafından görmezden gelinir ve konuşma çabaları ödüllendirilirse, konuşmayı iletişim aracı olarak kullanmaya başlayacaktır.
Hangi durumda uzmana başvurulmalıdır?
- 3 aylık; çevredeki seslere ya da insan sesine tepki vermiyorsa,
- 3–5 aylık; agulamalar, ah- ah, gibi sesler çıkarmıyorsa, yetişkinin sıcak ses tonuna gülümseme ile karşılık vermiyor, kızgın ses tonuna ağlama ile tepkide bulunmuyorsa,
- 6–9 aylık; bada/bagu gibi anlamsız hece tekrarları yapmıyor, yüzünü görmediği halde annesinin sesini duyduğunda tepki vermiyorsa,
- 10–11 aylık; “hayır-yok” dendiğinde anlamıyor, onun çıkartabildiği seslerle konuşulduğunda yetişkini taklit etmiyorsa, ba ba ba, ma ma ma gibi hece tekrarları yapmıyorsa, jest ve mimiklerini kullanmıyor, ismine tepki vermiyorsa,
- 12 aylık; konuşma seslerini (öpücük, dil şıklatma) taklit etmiyor, isteklerini elde etmek için ağlama dışında ses çıkartmıyor, baba/mama gibi en az bir sözcük söylemiyorsa,
- 18 aylık; aile üyelerini tanıyıp gösteremiyorsa, güle güle yap/ al-ver gibi basit komutlara uymuyorsa,
- 24 aylık; kendisine söylenen farklı 50 sözcüğü anlamıyor, anne-baba gibi aile üyelerinin veya evde beslenen hayvanların isimleri dışında en az 4 farklı sözcük söylemiyorsa,
- 3 yaşında; söylediklerinin en az %50 si aile üyeleri dışındaki bireylerce anlaşılamıyor, en az üç sözcükten oluşan cümleler kuramıyorsa, geçmişte olan olaylar hakkında konuşamıyorsa, basit sorulara yanıt veremiyor, iki aşamalı basit komutları (bunu al babana ver) yerine getiremiyorsa,
- 4 yaşında; kişi zamirlerini, iyelik/çoğul eklerini kullanmıyor, geçmiş/gelecek zamana ilişkin konuşamıyorsa, nesnelerin işlevlerine ilişkin sorulara yanıt veremiyorsa (hangisi uçar? vb),
- 5 yaşında; neden/nasıl sorularına yanıt veremiyor, nesnelerin ne işe yaradığını (sandalye ile ne yaparız vb) ifade edemiyorsa (biliyor olabilir), konuşmalarının büyük çoğunluğu yabancılar tarafından anlaşılmıyorsa, basit bir hikayeyi anlatamıyorsa en kısa sürede bir uzmandan yardım alınmalıdır.
* Bu habere ilk yorumu siz yapmak ister misiniz?
nuray sayarı 2010 burç yorumları çok özel
Astroloji Uzmanı Nuray sayarı 2010 burç yorumlarını sizlerle paylaşıyor bizde boş durmuyor, sizlerle o dopdolu video ile Nuray sayarı 2010 burç yorumları nı gizemli net farkı ile sizlerle paylaşıyoruz..
tek bir söz söyleyebilirim Nuray sayarı hakkında geleceği gören kadın
bir tek bu bayandan etkilendim
Koç Ateş + Öncü (21 Mart- 20 Nisan)
Ortaklaşa konular üzerinde çok daha fazla zaman harcayabileceğiniz bir dönemdesiniz. Tek başına hareket etme, karar verme yolları kapalı. Hatta bu nedenle bir ölçüde kısıtlandığınızı da hissedebilirsiniz. Ancak enerjinizi ortaklaşa fırsatlara çevirmeye bakmalısınız. Yaratıcı alanda, kendinize güvenebileceğiniz konularda enerjik bir tutumdasınız. Aşk ve keyif hayatınıza renk katabilir. İlişkilerinizde yeni bir denge yaratabilirsiniz. Bu arada iş ortamındaki uğraşlar, detaylar üzerinde yeniden durmanız gerekebilir. Detayları boş vermeyin.
Boğa Toprak + Sabit (21 Nisan – 20 Mayıs)
Bu dönemde Terazi burcundaki birikim işe ait konuları ve içerisinde anlaşma, uzlaşma olan gelişmeleri öne çıkarıyor. İş yeteneklerinizi geliştirebileceğiniz bir dönemdesiniz. İşte denge, uyum ve anlaşmalar daha hassas bir dönemden geçmekte. İletişiminizi güçlendirmenizde yarar var. İş hayatında daha uzlaşıcı olmak ve ilişkilerdeki dengeyi korumak gerek. Bu arada eve, ailenize ve yerleşiminize ilişkin konularla da yakından uğraşabilirsiniz. Elinizdeki kaynakları daha iyi değerlendirmeye bakın. Harcamalarınız bu yönde artabilir.
İkizler Hava + Değişken (21 Mayıs – 21 Haziran)
Daha yaratıcı ve keyifli olabileceğiniz günlerdesiniz. Kendinize zaman ayırabilir, boş zamanları daha zevkli geçirebilirsiniz. Terazi burcundaki gezegenler aşk hayatınıza renk ve canlılık getirmekte. Hayatın güzel yönlerine daha çok zaman ayırabilir, duygularınızı daha güçlü ifade edebilirsiniz. Kuşkusuz böyle bir dönemde masraflarınızın da artacağını söylemek zor değil. Üstünüzdeki gerginliklerden uzaklaşıyorsunuz. Bu dönemde ev ve ailevi işler için yapabileceğiniz çok şey var ancak bu konularda fazla aceleci olmamak en iyisi.
Yengeç Su + Öncü (22 Haziran – 22 Temmuz)
Sizi harekete geçiren ve daha stratejik davranmaya iten pek çok yeni durum söz konusu. Terazi burcundaki birikim özellikle ev ve ailevi konulara, yerleşime ait gelişmelere hız katmakta. Evde, aile ortamında ilişkiler ve diplomasi öne çıkmakta. Böyle bir dönemde aşırı duygusal ve alıngan davranmadan hareket etmeli, evde huzurlu bir ortam yaratmaya bakmalısınız. Ev için güzel harcamalar ve hayatınıza zevk katabilecek yatırımlar da yapabilirsiniz. Bu arada ziyaretler, kardeşlerle ilişkiler beklediğinizden daha çok zaman alabilir.
Aslan Ateş + Sabit (23 Temmuz – 23 Ağustos)
Güneş hala burcunuzda parlarken, kendinizi ortaya koyabileceğiniz, kişisel alanda pek çok adım atabileceğiniz imkanlar var. Çok daha inandırıcı ve düşünsel açıdan etkileyici olabileceğiniz koşullar içindesiniz. Kişiliğinizi ortaya koymakta etkisiniz. Bununla birlikte, yakın çevrenizde olup biten konuşmalar, yazışmalar ve anlaşmalar da önem kazanmakta. İş için yapabileceğiniz ziyaretler ve anlaşmalar yeni fırsat yolları yaratabilecek. Sözlerinizle etkin olabilirsiniz, yeter ki gereksiz tartışmalara girmeyin. İşle ilgili anlaşmalara önem vermelisiniz.
Başak Toprak + Değişken (24 Ağustos – 23 Eylül)
Bu dönemde bazı değişiklikler belki çok fazla kontrolünüzde olmayan konular gündeme gelebiliyor. Ancak zekanızı ve yeteneklerinizi ortaya koymakta zorlanmayacaksınız. Belirli projeler, detaylar yüzünden eldeki konuları yeniden değerlendirmek gerekebilir. Özellikle bir sonraki hafta Merkür geri gideceği için aceleci olmamalısınız. Yine bu dönemde ortaklaşa kazançlar, ortaklıklar söz konusu. Ortaklaşa konularda göstereceğiniz uyum ve denge içinde kazançlarınızı da arttırabilirsiniz. İşbirliklerinin getirdiği özel fırsatları değerlendirmeye bakmalısınız.
Terazi Hava + Öncü (24 Eylül – 23 Ekim)
Burcunuzda gerçekleşen gezegen birikimi hayatınızı yeniden şekle sokma ve daha kararlı olma yönünde sizi harekete geçiriyor. Kişisel tutumunuzu dikkat çekici biçimde öne çıkarabileceksiniz. Şimdiye kadar kararsız ve belirsiz olan tutumunuzu yenilemektesiniz. Bu nedenle bazı ilişkiler sona ererken, yeni başlangıçlar da yapabilirsiniz. Dikkatleri üzerinizde toplayacağınız görülmekte. Bununla birlikte, dikkat gerektiren ve organizasyonel olan konularda aceleci olmamalı ve bazı değişiklik gereklerini şimdiden görmeye bakmalısınız.
Akrep Su + Sabit (24 Ekim – 22 Kasım)
Bugünlerde iş hayatına ait gelişmeler yüzünden oldukça ter dökmüş ve kendinizi ortaya koymuş olabilirsiniz. Gurur duyduğunuz ve başarılı olmasını istediğiniz konularda daha esnek ve toleranslı bir yaklaşım içinde olmaya gayret etmelisiniz. Acele ile verilen kararlar yüzünden pişmanlık duyabilirsiniz. Özellikle içerisinde ortaklaşa bir durumu ve dengeyi gerektiren konularda elinizde olmayan gelişmeler yüzünden huzursuzluklar söz konusu olabiliyor. Yakın ilişkilerde henüz netleşmemiş ya da gizli kalmış durumlar gündeme gelebilir.
Yay Ateş + Değişken (23 Kasım – 21 Aralık)
Çok daha yaratıcı, hevesli ve iyimser olabileceğiniz bir dönemdesiniz. Geleceğe yönelik ümitleriniz öne çıkmakta. Bu alanda ortaklaşa işler ve başkaları ile bir arada yapabileceğiniz konulara yönelebilirsiniz. Sosyal alanda, grup çalışmaları içerisinde yapabileceğiniz yepyeni olanaklar söz konusu. Bir grubun liderliğini de yapabilir, daha fazla sorumluluk üstlenebilirsiniz. Bununla birlikte, ortaklaşa konularda sinirlerinize hakim olmaya bakın. İş hayatındaki projelerin değişiklik göstermesi yüzünden yeni bir yaklaşım geliştirmeniz gerekecek.
Oğlak Toprak + Öncü (22 Aralık – 20 Ocak)
Bu dönemde sizi destekleyen transitlerin pek olmaması, daha fazla yorulduğunuzu ve mücadele içinde olduğunuzu göstermekte. Özellikle iş hayatında ve kariyerinize ilişkin konularda çok daha farklı düşünmek ve geleceğe yönelik yeni planlar yapmak zorundasınız. Ortaklaşa konuların getirdiği sorumluluklar artmış durumda. İş hayatında artık tek başınıza karar verememeniz yüzünden diplomatik olmayı önemsemelisiniz. Sizi bu alanda kışkırtan koşullara dikkat etmelisiniz. Bu dönemde yabancılarla ilgili gelişmeler, yolculuklar da yoğunlaşmakta.
Kova Hava + Sabit (21 Ocak – 19 Şubat)
Hayata ve ilişkilerinize yeni bir yönden bakabileceğiniz, bir değerlendirme döneminden geçmektesiniz. Karşıt burcunuzdaki Güneş son altı aydır süregelen koşulların artış işlemez olduğunu ve eğer bu zamana kadar çok sıkılmışsanız, şimdi rahatlayabileceğinizi göstermekte. Böyle bir dönemde başkalarının düşüncelerinde, önerilerinden yararlanmaya bakın ve eleştirilere de açık durun. Bu arada yabancılarla ilgili konular, yolculuklar, akademik gelişmeler hayatınıza yeni ufuklar katıyor. Düşüncelerinizi daha ciddi ve sistemli biçimde ortaya koyabilirsiniz.
Balık Su + Değişken (20 Şubat – 20 Mart)
Bu dönemde biraz karışık ve beklenmedik gelişmeler söz konusu. Karşıt burcunuzdaki Merkür yavaşlamakta ve bir sonraki hafta geri dönecek. Bu yüzden içerisinde anlaşma ve ortaklaşa işler barındıran konularda daha dikkatli olmalı, olası değişikliklere göre ikinci bir plan kurmaya başlamalısınız. Yine bu dönemde yatırımlar, finans durumunuzu ilgilendiren sorumluluklar öne çıkıyor. Borç alacak konuları, eşinizin ya da ortağınızın maddi durumu ile ilgili konularda daha gerçekçi ve dengeli bir tavır sergilemelisiniz. Yeteri kadar objektif olamamak yüzünden zorlanabilirsiniz.
HAYATA DAİR DİĞER GÜZEL ÖNERİLERİ DİNLEMEK VE OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ…
Forex Nedir Forex Nasıl oynanır Forexle para kazanma
İnternetten para kazanma kulağa hoş gelir ama hiç bişe göründüğü kadar kolay değildir. Read more



